Yusuf Ziya YILMAZ

yusuf ziya yılmaz pngKars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitim hayatını Sarıkamış ve Kars ta  tamamladı. 1986 yılında Van Yüzüncü Yıl  Üniversitesi Eğitim Fakültesini bitirdikten  sonra aynı yıl Şırnak İli İdil İlçesine köy öğretmeni olarak atandı. Bölgedeki terör olaylarından dolayı bölge insanının çekmiş olduğu sıkıntıları  onu bölgenin sorunları ile ilgilenmeye itti. Kars -Selim ve Sarıkamış ilçelerinde öğretmenlik yaptı.1996 yılında Kocaeli’nin Gebze ilçesine öğretmen olarak atandı. Halen Gebze’de yaşıyor.


ÖZLEDİM

Dün bize bıraktığın yuvana gittim

Kapıya pencereye bakıp kahrettim

Ne anam var ,ne babam kalmıştı yetim

Yollarına bakıp bakıp  ağladım baba

Yandaki ev yıkılmış taşları düşmüş

Komşuları sordum  onlarda göçmüş

Üstünden acılar kederler geçmiş

Toprağını kardığın bahçeyi gezdim

Ellerinle diktiğin  ağacı sevdim

Oğlum cennet senin evindir derdin

Ördüğün taşlara bakıp ağladım baba

Kapının önünde can diyeni özledim.

Lavaşları pişirip al diyeni gözledim

Gitme oğlum burada kal diyeni özledim

Elinin değdiği taşı öptüm ,kokladım ağladım ana-

Sen Benim En Güzel Gönül Yaramdın

Sen benim en güzel Gönül yaramdın

Kabuk bağladıkça kanattığın

Kanatıp kanatıp yüreğimi acıttığın

Adım Yusuf diye

Dipsiz hasret kokulu

Zifiri karanlık kuyulara atıp

Ekmeksiz azıksız değil

Aşksız sevgisiz bıraktığın

Hz Eyüp sabrıyla şükrettirip

Gamzelerinin papatya desenli çukurunda

Hıçkıra hıçkıra ağlattığın

Sen benim en güzel Gönül yaramdın

Sen benim en güzel Gönül sızımdın

Zamansız ince ince sızlayan

Acısına acı  katıp sevdiğim

Sevip sevip  yüreğime sardığım

Bir ahunun avcı öldüren  gözlerinde

Denizlerim yaylalarım dediğim 

Gülüşünün kıyısında ağladığım

Hasretini yüreğimdeki yanardağlarda

Kızgın alevlerde narlaştırıp

Gözlerime basıp basıp dağladığım

Sen benim en güzel Gönül sızımdın

Sen benim en güzel Gönül hikâyemdin

Harflerini Babür ün gül bahçelerinden

Hecelerini Taç Mahalde ki sevdalardan

Kelimelerini Kızıl sahildeki yakamozlardan

Cümlelerini yanardağların lavlarından

Satırlarını yasaklı şairlerin şiirlerinden

İncitmeden nakış nakış yazdığım

Kara kanlı gecelerden yıldızlar toplayıp

Yüreğimin en güzel deltasına

Ay ışığında gülü süsleyen

Güneşim dediğim bakışlarını

Dünyayı aydınlatsın diye astığım

Gülüşüne ömrümün tüm yıllarını 

Seve seve verdiğim

Gönlümün en güzel hikâyesiydin

Sen benim en güzel Gönül hasretimdin 

Ayazın kurt gibi uluduğu

Sensizliğin kemiklerimi dondurduğu

Sarıkamış’ın fırtınalı, zemheri gecelerinde

Adının ın gölgesine sığındığım

Gözlerinin esaretinde ısındığım

Sen benim en güzel Gönül hasretimdin

Çaresiz bir hastanın 

Son umutla ilacı beklediği gibi

Gözleri yollarda bir ananın,

Sakallarından gözyaşı süzülen

Düşkün bir babanın

Hayırsız vefasız  evladını 

Gözleri kapıda beklediği gibi

Yetim bir çocuğunun

Bayramlık elbiseyi beklediği gibi

Azrail’e son nefesini veren

Ölüm döşeğindeki bir  hastanın

Bir damla suyu beklediği gibi beklediğim

Sen benim en güzel gönül hasretimdin.

Diyarbakır Annelerine

Bekle beni anne

Ben ki senin ciğerinden koparılıp

Lime lime edilip 

Dağlara savrulmuşum 

Umutlarımı barut kokusu 

Kan kokusu kuşatmış

Kurşunlar can kardeşim

Mağaralar evim ,

Ayaz yorganım olmuş

Senin gözlerin diye 

Taş yosunlarına tutunmuş

Saçlarını taramışım 

Kara bulutlu şimşekli gecelerde 

Çığlık çığlık ölüm doğuran

Kan yüzlü şafakların

Bekle beni anne

Sen direndikçe 

Güneşler ufukları süsleyecek

Kardeşlik çiçekleri açacak

Ülkemin kan pusulu 

Kardelen yürekli  dağlarında

Sen bekledikçe ana

Silahlar korkudan titreyecek

Zullarda puşt pusular vurulacak

Tuzaklar ateşlere atılıp

Halaylar çekilecek zılgıt zılgıt

Diyarbakır’dan Edirne’ye 

Eller yüreklerde perçinlenecek

Sofralarda ekmeğimiz paylaşılacak

Kardeş kardeş erkekçe, mertçe

Bekle beni anne

Zindan gecelerde beşikler sallayıp

Niniler söyleyip uyuttuğun gibi

Hasta olduğumda ateşimi ölçüp 

Nazlı nazlı büyüttüğün gibi

Yemeyip saklayıp yedirdiğin gibi

Bağrına iyi bas fotoğraflarımı

Şimdi o oğlun, o kızın değilim amma

Saçlarım kırlaşıp yüzüm kırışsa da

Taş değilim ya ana çıkıp geleceğim

Sen bekleyince bir kuş konacak yüreğime

Bir mektup getirecek gözyaşlarınla süslü

Muştular salacak karlı dağlar

Rehvan atlar gibi koşacak rüzgarlar

Doğum sancıları gibi

Doğum sancılarını sen bilirsin ana

Hele ki ikiz kardeş sancısı 

Senin bizi  doğurduğun gece gibi

Yeniden doğacağım ana, yeniden

Çığlık çığlığa ilk doğurduğun gibi

Sen bekledikçe ben geleceğim ana

Umut çiçeklerini takınacağım boynuma

Bir gelin getireceğim uzun boylu

Kara kaş kara göz ,al yazmalı 

Boy boy torunları sevdireceğim

Yürek bahçen yeniden şenlenecek

ÖZBEKÇE’DE YUSUF ZİYA YILMAZ

Юсуф Зия Йилмаз – Сариқамиш туманида тавллуд топган. 1986 йилда Ван Йизинжу Йил университетининг таълим факултетини тамомлаган. 

Ҳозирда Гебзеда кун кечирмоқда. 

СОҒИНДИМ 

Кеча сиздан мерос уйга отландим, 

Лаънатладим ўзни боқиб эшикка. 

На онам бор эди, 

наинки отам, 

Йўлларингга қараб-қараб йиғладим, ота. 

Қўшни уй йиқилган, тўкилган тоши, 

Бундан кўчиб кетган азиз қўшнилар. 

Бошидан не оғриқ, ҳасратлар ўтган – 

Тупроғи тош қотган боғчани кездим, 

Дарахтни эркаладим қўлларим билан. 

Ўғлим жаннат сенинг уйингдир, дердинг, 

Жаннат тошларига қараб йиғладим, ота. 

Йўлларингга қараб-қараб йиғладим, ота… 

СЕН МЕНИНГ ЭНГ ГЎЗАЛ КЎНГИЛ ЯРАМ ЭДИНГ 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил ярам эдинг, – 

Зийнатланган қонаган ери. 

Қонатиб-қонатиб дилга зеб берган, 

Исмим Юсуф дея, 

Тубсиз ҳасратларга 

ҳамда 

Оҳанги азадор жарликка отиб, 

Нонсиз, овқатсиз эмас, 

Мангу қолирилган ишқсиз, меҳрсиз. 

Ҳазрати Aюбнинг бардоши ила 

Мени мажбурлаган шукр қилишга, 

Бойчечакдай сочиб табассумларинг, 

Додлатиб-додлатиб йиғлатган руҳни, – 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил ярам эдинг. 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил дардим эдинг, 

Енгил-енгил оғриган бевақт, 

Оғриғига оғриқ қўшиб севганим, 

Севиб-севиб қадаганим сен – юрагимга. 

Бир оҳу овчи ўлдирган нигоҳларимда, 

Денгизларим, яйловларим атаганим сен – 

Қирғоғида ашк-хун тўкдим табассумингнинг. 

Ҳасратингни қалбимдаги вулқонларда 

Қайноқ оловларда нафислаштириб, 

Кўзларимга босиб-босиб доғлаганим сен, – 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил дардим эдинг. 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил ҳикоям эдинг, 

Ҳарфларин Бобурнинг гул боғларидан, 

Бўғинларин Тож Маҳалнинг савдоларидан, 

Сўзларини Қизил соҳил тўлқинларидан, 

Жумлаларини вулқонларнинг оташларидан 

Сатрларин тақиқланган шоир шеърларидан, 

Ранжитмасдан нақш-нақш ёзганим ўзинг, 

Қонли-қонли кечалардан юлдузлар йиғиб, 

Юрагимнинг чекка-чеккаларига, 

Ой нурида чечакларни безаган, 

Мен қуёшим деган боқишларингни, 

Дунёни ёритган ёноқларингни, 

Китоб-китоб бўлган битта табассумига, – 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил ҳикоям эдинг, 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил соғинчим эдинг, 

Aёзнинг бўридай уввиллагани, 

Сенсизликнинг суякларим музлатгани, 

Сариққамишнинг бўронли, зулматли кечаларида – 

Беркингандим исминг сояларига, 

Исигандим кўзларингнинг оловларида – 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил соғинчим эдинг. 

Кўзлари йўлларда бўлган онанинг, 

Соқолларига кўз ёши оққан, 

Тушкун бир отанинг 

Хайрсиз, бевафо бир фарзандини 

Йиллаб-йиллаб зор-зор кутгани каби, 

Ва ёҳуд етим бир боланинг 

Байрам либосини кутганидайин, 

Aзроилга сўнгги нафасини берган 

Ўлим тўшагида ётган ҳастанинг 

Кутгандек, кутганим бир томчи сувни, – 

Сен менинг энг гўзал Кўнгил соғинчим эдинг 

ДИЁРИ БAКИР ОНAЛAРИГA 

Мени кут, Она, 

Мен – сенинг жисмингдан суғурулиб, 

Бўлиганча бўлак-бўлакка, 

Тоғларга сочилганман. 

Умидларимни “порох” ҳамда 

Ўраб олган қоннинг ҳиди. 

Ўқлар – жонажон укам, 

Ғорлар – уйим, 

Аёз бўлган тўшагим. 

Сенинг кўзларинг дея, – 

Тошдай тўсинларга тегдию 

Сочларин тараб, 

Қора булут ва чақмоқли кечаларда, 

Ўлим туққан чинқириқ ила 

Ол юзли ҳув шафақларингда. 

Кутганинда, Она 

Сен чидаганда, 

уфқларни безарди қуёш. 

Очиларди турфа чечаклар 

Кут мени Она, 

Зиндонларда бешик тебратиб 

Оҳлар ила айтиб аллалар, 

Касал бўлсам ўлчаб ҳароратимни. 

Туғиш оғриғини биласан, Она 

Aйниқса эгизаклар оғриғин…